II. Abdülhamid- Theodore Herzl Görüşmesinin Perde Arkası PDF Yazdır e-Posta
Makaleler
Hakan Boz tarafından yazıldı   
Cumartesi, 31 Temmuz 2010 16:38

“Türk İmparatorluğu bana ait değildir, Türk Milletinindir. Ben onun hiçbir parçasının veremem. Bırakalım Yahudiler milyarlarını saklasınlar… Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade edemem.”

19 Haziran 1896 Tarihli

Sultan II. Abdülhamid – Newlinski

Görüşmesinden

19. yüzyılın ikinci yarısında avrupada yükselen milliyetçilik hareketleri, anri-semitizm adı verilen Yahudi düşmanlığını da beraberinde getirdi. Eskiden beri Yahudileri sevmeyen Avrupa ülkelerinde Yahudi aleyhtarlığı birden şiddetlendi.

 

Başta Rusya, Romanya ve Yunanistan gibi Avrupa ülkelerinde Yahudiler, kendilerine güvenli ülkeler aramak amacıyla göç etmeye başladılar. İşte bu göçlerden bir kısmı da daha önce 1492 senesinde İspanya’dan kovulan “Seferad Yahudilerine” topraklarını açan Osmanlı Devleti oldu.

 

Bu bağlamda 24 Haziran 1882 tarihli hükümet toplantısında Rusya’dan Osmanlı ülkesine göç etmek arzusunda bulunan Yahudilerin kayıtsız şartsız Osmanlı uyruğunu kabul etmeleri, Filistin haricinde gösterilecek yerlerde nihayet yüz-yüz elli haneyi geçmeyecek şekilde yerleşmeleri şartıyla ülkeye kabul edilebileceklerdi. (1)

 

Fakat Yahudiler bir şekilde “vaat edilmiş topraklara” yerleşme imkanlarını arıyorlardı. Bunun için de yabancı devletlerin konsoloslarını aracı yapıyor ve Osmanlı Hükümeti üzerinde baskı yapılmasını istiyorlardı. Bu sebeple İngiltere, Filistin’deki Yahudileri himaye hakkına sahip olduklarını belirten bir notayı Osmanlı Hükümetine iletti. İşin ilginç yanı ise Musevi haklarına sahip çıkma iddiasında bulunan İngiltere’nin kendi idaresinde bulunan Mısır’a gelen Yahudileri kabul etmemesiydi.

 

Bu arada Osmanlı Devleti’nin mali açıdan büyük bir açmaza girip 1875 yılında iflasını ilan etmesi, Filistin’i yurt edinmek isteyen Yahudi sermayedarlarını harekete geçirdi.

 

Yahudiler Filistin’i Satın Almak İçin Şirket Kurmayı Düşündüler

 

Osmanlı Devleti, Filistin topraklarını Yahudilere satarak içinde bulunduğu dar boğazdan kurtulabilirdi. Böylece devlet borçlarından kurtulduğu gibi Filistin’e yerleşecek Yahudiler buraların imarından ve zenginleşmesinde önemli bir rol oynayabilirdi. Bu fikri geliştirip bir proje haline sokan İngiliz Laurence Oliphant 1897 yılında Osmanlı Devleti’ne projesini sundu. Buna göre, Filistin yakınlarında bulunan Belka Sancağı’nda büyük bir arazi para karşılığı Yahudi yerleşimine açılarak, buraya bir çeşit özerklik verilecek, asayişi sağlayacak güvenlik güçleri de Yahudilerden oluşacaktı. Bütün bu organizasyonu kurulacak bir Yahudi şirketi gerçekleştirecekti. (2)

 

Bu proje devlet içinde devlet kurmak anlamına geliyordu ki Sultan Abdülhamid 17 Mayıs 1880 tarihli iradesiyle (3) Yahudilerin Filistin’e göçmen olarak yerleşmelerinin kapılarını kapamış oldu.

Anadolu’da Yahudi Kolonizasyonu Kuracaklardı

 

Aslen Macar Yahudi’si olan Baron Hirsch, Osmanlı’dan Rumeli demiryolları imtiyazını alıp, mukavele hükümlerindeki bazı açık noktaları kullanarak büyük servet edinmiş ve avrupanın sayılı zenginleri arasına girmiştir. Baron Hirsch, soydaşlarının Avrupa ülkelerinden kovulduğu dönemde onlara destek olmak amacıyla yardımlar yapıyordu ve bu amaçla 1890 yılında Londra’da “Yahudi Kolonizasyon Örgütü” nü kurdu.

 

Bu amaçla Osmanlı Devletinin mali sıkıntılarını fırsat olarak değerlendirerek, Yahudiler için Anadolu’da geniş topraklar satın alıp bu toprakları Yahudi vatanı yapma fikrini ortaya attı. Fakat bu plan da Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmedi.

 

Osmanlı Hükümeti tarafından reddedilen Baron Hirsch, rotasını Yafa ve Hayfa’nın yerel yöneticilerine çevirerek kanun dışı yollarla Filistin’den toprak satın almaya başladı. Hayfa Kaymakamı, Akka Müftüsü ve Hayfa Belediye Reisi ile anlaşarak Rusya’dan kovulan yüz kırk Yahudi ailenin Hayfa Kazasına kabul edilmesini sağladı. Böylece Filistin’de yasa dışı yollarla da olsa toprak satışlarının ve Yahudi kolonizasyonunun önü açılmış oldu.

 

Theodore Herzl, Oyuna Giriyor!

 

Siyonist gayretler 1895’te oyuna Theodore Herzl’in girmesiyle farklı bir boyut kazandı. Herzl, hem dış borçlarıyla uğraşan hem de Ermeni meselesinden başı ağrıyan Osmanlıya hem ekonomik hem de diplomatik yardımlar ile Sultan Abdülhamid’in Filistin’e Yahudi yerleşimi konusunda ikna edebileceğini düşünüyordu.

 

T. Herzl, anılarında 20 milyon liralık bir projeden söz ediyor. Osmanlının o dönemki dış borcu ise yaklaşık 90 milyon lira civarında, yani bir kısım çevrelerin iddia edildiği gibi Osmanlının tüm dış borçlarının ödenmesi söz konusu olmadığı gibi ortada 20 milyon gibi hazır bir para yok. Bu yalnızca zaman içerisinde peyderpey ödenmesi planlanan bir projedir.

 

II. Abdülhamid, Siyonizm’in Babası Theodore Herzl’e Devlet Nişanı Verdi

 

1900 yılında Osmanlının borçlanma arayışı içine girmesi Herzl’in aradığı fırsatı doğurdu. Daha önce Filistin ile ilgili teklifini Newlinski aracılığıyla dile getiren T. Herzl, bu defa II. Abdülhamid ile görüşebilmek için padişahın şahsi dostu olan Vambery’i aracı yaparak Sultan Abdülhamid’i görüşmek için ikna etti.

 

Theodore Herzl’in yıllardır peşinde koştuğu görüşme 17 Mayıs 1901 senesinde Cuma selamlığından sonra gerçekleşti. Görüşmede, Sultan Hamid’e Yahudi göçmenlerin Osmanlı ülkesine sığınmalarına müsaade ederek Yahudilere iyi davranmasından doğan bağlılığını bildiren T. Herzl, istenilen her türlü hizmeti yapmaya hazır olduğunu ifade ederek sözü duyun-u umumiye borçlarına getirir. Buna karşılık ise Yahudiler için özel bir lütufta bulunulup bunun hususan ilan edilmesini ister.

 

Söz sırası II. Abdülhamid Han’a gelince, padişah ilk olarak kendisine iyi bir maliyeci tavsiye etmesini daha sonra ise tevhid-i duyun (4) (borçların birleştirilmesi) meselesini gündeme getirdi. Ülkeyi borç yükünden kurtarmaya çalışana II. Abdülhamid Han, T. Herzl’i Avrupalı alacaklılara karşı bir denge oluşturmak gayesiyle taltif etmiştir. Anlaşılacağı üzere bu görüşmede sultan, T. Herzl’i huzurundan kovmamış, ondan faydalanmayı planlamıştır. İkili arasındaki görüşme yaklaşık iki saat sürdü ve Sultan II. Abdülhamid, Siyonist Lider Theodore Herzl’e mecidiye nişanının en üst rütbelisini verdi.

 

Güney Komşumuz İsrail Olabilirdi!

Hatta Herzl’in saraya gönderdiği mektuplardan anlaşıldığına göre T. Herzl, Osmanlı borçlarının birleştirilmesi için avrupada oldukça uğraşmış ve II. Abdülhamid’den Yahudi göçmenlerin Mezopotamya’ya dağınık olarak yerleştirilebileceği teklifini bile almıştı. Yani Herzl, bu teklifi kabul etmiş olsaydı güney komşumuz İsrail olabilirdi!

 

İleriki zamanda duyunu umumiye ile borçların birleştirilmesi müzakereleri tamamlanmış ve hatırı sayılır bir indirim yaptırıldıktan sonra borçlar yeniden yapılandırılmıştı. Bu sebeple de T. Herzl’e lüzum kalmadığından ilişkiler kesilmiştir. (5)

 

Siyonist Lider, İttihatçı Lideri Ortadan Kaldırmayı Teklif Etti

 

Herzl’in padişaha yapabileceğini ifade ettiği “hizmetler”(!) arasında ilginç bir teklif daha olmuştu. Bu teklif, o yıllarda ittihatçıların liderliğini sürdüren muhalif yazar Ahmet Rıza Bey’in ortadan kaldırılabileceği şeklindeki öneriydi. Fakat padişahtan böyle bir talep gelmediğinden bu öneri havada kaldı.

 

Bu meselenin ilgi çekici yanı ise, Siyonistlerin ortadan kaldırmaya çalıştığı ittihatçıların daha sonraları Siyonizm’e hizmet(!) etmekle suçlanacak olmalarıydı.

 

Dipnotlar:

 

1 Vahdettin Engin, Pazarlık, Yeditepe Yayınları, s.23; Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Y.A.RES, 17/49

2 Tufan Buzpınar, “Filistin Meselesinin Ortaya Çıkışında İngiltere’nin Rolü”, Türkiye Günlüğü, sayı 68, s.20-21

3 Tufan Buzpınar, “II. Abdülhamid Döneminin İlk Yıllarında Filistin’de Yahudi İskan Girişimleri”, Türkiye Günlüğü, sayı 30, s.61

4 Tevhid-i Duyun:  Eski borçların yerine son senenin açığını kapatmakta kullanılacak bir miktar para bulup bütün borçları yeni borç haline getirmek ve böylece borçlarda önemli miktarda indirim sağlamak.

5 Vahdettin Engin, a.g.e., s.136

 

Son Güncelleme ( Cumartesi, 31 Temmuz 2010 23:53 )
 
Şuanda 8 konuk çevrimiçi
tasarim